susuyorum.
çocuk sesleri geliyor sokaktan sevgilim
park var sanırım yakınlarda
radyonun sesini çok kısmışsın yine
kulaklarım az işitiyor biliyorsun
şu çay kaşığını biraz sessiz karıştır
kafam gürültü çekmiyor bugünlerde
biliyorsun işte
konuşup duruyorum susmak bilmiyorum
susturmayı da en iyi sen bilirsin
çocuk seslerini bastırırcasına şiir okusan
mesela.
ya da gelip direk öpsen
çaylarımız soğusa bu temmuz sıcağında
radyonun sesini şimdi hiç duymasak
camdaki çiçekler şahit sadece
bu koltuğu da çok seviyorum
tam sokağın köşesini görüyor
gelen geçeni izliyorum sen yokken
sevgilim susmam lazım biliyorum
ilerde bu çocuk sesleri olur dimi hala?
ya sigaramı da daha yeni yakmıştım
yazık oldu
yine susuyorum
gözlerinin içine bakıyorum
hadi kalk diyorsun
nereye bile demeden atıyoruz kendimizi
sokaklara
el ele diz dize geziyoruz kadıköy sokaklarını
arada bi kaçamak öpüyorsun beni
ağaçların altında saçlarımla oynuyorsun
yine konuşuyorum ben
dışardayız o yüzden sessiz sessiz
şarkı söylüyorsun
şöyle diyorum
bi saatimiz olsaydı
hani şu dede yadigarı olur ya
kapağı açılır neydi adı
her neyse
ondan olsa bi tane
açtığımız anda zaman dursa
kapağını kapattığımızda yine devam etse her şey
çok güzel olmaz mıydı?
yine mi çok konuştum ben
tamam tamam susuyorum
denizin kokusuyla karışmış kokunu içime çekiyorum
öpüyorum avuç içlerinden
susuyorum



